24 Ocak 2016 Pazar

Asteğmen olmak

merhaba. mümkün olduğunca tecrübelerimi sizlere aktarmak istedim.

asker olmayı çok istemişimdir her zaman. hatta hayatta en çok istediğim şeydi diyebilirim. o üniformayı giymek nasıl birşey acaba derdim. 2008 yılında astsb. myo. sınavlarına girdim ve kılpayı askerlik mesleğini kaybettim. daha sonra 2010 yılında uzm. jandarma sınavında sınavı kazandım fakat beden eğitimi bölümünü kazanınca orayı tercih ettim fakat içimde bir asker olmak uktesi kalmıştı. sene:2014. mezun oldum. artık üni. mezunuydum. 1 buçuk sene özel sektörde çalıştıktan sonra askerlik görevimi aradan çıkarmak istedim ve ani bir karar  alarak tecilimi bozdurdum. yine de subay olamak istiyordum. asteğmenlik çıksa kesin kalacağım diye söylenip dururdum kendi kendime. asteğmen olmak ister misin? evet.. işte herşey bundan sonra başladı...

2015 yaz ortası yedek subay sınıflandırma sonuçlarına baktığımda tuzla piyade okulu yedek subay olarak askerlik görevimi yapacağımı öğrendim ve hiç beklemiyordum. sevinçten havalara uçtum. hayalim bi nebze de olsa gerçekleşmişti artık. subay olacaktım ve sınavlara girip muvazzaf olacaktım...

15 ağustos 2015
askerliğimin ilk günüydü. öğlenden sonra piyade okulundan içeri giriş yaptım. arkadaşlarımın anlattıklarına göre içeri girer girmez mıntıka temizliği vs. işlerle uğraştırıp azarlanacağımı düşünürken askerin biri çikolata diğeri de kolonya uzatmıştı. çok şaşırdım, arkadaşlarımın anlattıklarının tam tersiydi. belli ki asteğmen adayı olarak bazı farklar da olmuyor değil.

derken yerleşme işlemleri kamuflaj alımı derken branş kurası çektim. kurada hudut çekmiştim. tuzla bütün ranzaların altıında yazan şey: "çek hudut, siki tut!" çekebileceğim en kötü branşı çekmiştim. çünkü hudutta mesai kavramı yoktur. yani düşünüldüğü gibi 8-5 hafta sonu tatil gibi birşey yok. 2 haftada bir çarşınız var 24 saat. bazen işler yoğun olunca 1 ay çıkamadığımız oluyor.

artık branşım belliydi yorucu günler bizleri bekliyordu. hala asteğmen olacağıma inanamıyordum. yorucu eğitimler bizi canımızdan bezdirmeye başlamıştı. sabah 05,30 06,00 arası kalkıp gece 22,00 dan önce koğuşlara giremiyorduk. yazın sıcağında her hafta 1 intikal 1 tam teçhizatlı koşular kalan günler ise öğlenden sonra 3000m spor elbiseli koşular bir hayli yorucu oluyordu fakat vücut olarak geliştiğimizi görüyorduk. artık verilen şınav cezaları bizim için fitness yapmak gibiydi. derken yorucu günler geride kaldı ve sınavlardan sonra sıra kura çekimine geldi. askerliğimi hep kıbrısta yapmak istemiştim ve kurada kıbrısı çekmiştim. sahnede sevinçten yaptığın hareketleri hatırlamıyorum bile. 15 gün meyil izninden sonra kıbrısa ayak bastım...

... ve bölüğüme katıldım sonra da görev yapacağım karakola getirildim. burada birçok imkansızlıklarla baş başaydım. evet "yok" kelimesinin ne anlama geldiğini burada anladım. paranın ve mevkiinin aileden özgürlükten daha değerli olmadığını burada anladım. ailem benden çok çok uzaktaydı istediğim zaman dışarı çıkamıyor, arkadaşlarımla görüşemiyor, motosikletime kafam estiğinde binip bilmediğim sokaklarda hiç birşeyi düşünmeden umarsızca sürüş yapamıyordum. artık bitirip ailemin ve arkadaşlarımın yanında özgürlüğümün tadına varmak her şeyden ağır basıyordu.

askerliği asteğmen olarak yapmak isteyenlere önerim: sivilde askerlikten sonra işiniz hazır değilse, benim gibi içinizde kalan bir asker olmak uktesi varsa kesinlikle öneririm. neyin ne olduğunu çok iyi anlarsınız. yalnız kısa dönemlere göre de daha rahat olursunuz. tek handikapı 12 ay olması. size kalmış...

kıssadan hisse:"önemli olan istediğin zaman istediğin şeyi yapmak, istediğin şeyin yanında olmaktır."

sürçü lisan ettiysek affola.

1 yorum: